Neden Mizaç?

Günümüz dünyası insanın öz’üne yabancılaşmasını giderek hızlandıran bir karaktere sahip.

Sürekli olarak maruz kalınan uyaran bombardımanı olağan bir düşünme, hissetme sürecine bile izin vermiyor.

İnsanın yalnız kalmasının fiili durumu bile değişiyor. Yalnızlık esasen insanın kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasını imlerken, günümüzde müzik, teknoloji, kitap, yemek, oyun vb. birçok işle yalnız başına meşgul olmak olarak algılanıyor. .

İnsanın daha üst bir varlık düzeyine ulaşması, kendini bilmesi sahici bir iç görü yolculuğu gerektirir.

Bu yolculukta kendisiyle ilgili eylem, düşünce ve duygu süreçlerini derinlikli olarak kavraması şarttır.

Böyle bir kavrayış özgün bir yol, bir araç lüzumu doğurur. Dış dünyadaki oluşu incelemek anlamındaki bilim dâhil hiçbir araç insanın daha üst bir anlayış düzeyine erişmesine hizmet edemez.

Öyle ki insanı sadece biyo-psiko-sosyal bir varlık olarak tanımlayan güncel psikoloji bile insanın kendini olumlu ve olumsuz yönleriyle bir bütün olarak tanıması için yeterli veri sunmaz.

Çünkü insanı zihin, beden gibi parçalara ayrıştırarak somato-psiko spritüel bütünlüğü içinde değerlendirmez.

Mizaç kavramı, bahsi geçen bütünlüğü dikkate alır ve kişinin kendisini tanıması için onu “varlığın ilk düğmesi” denilebilecek bir başlangıç noktasına götürür. Kişiliğin doğal veya sahte görünümleri bireyin özgün “nüsha”sının anlaşılmasında yetersizdir. Zira sosyal ve fiziksel çevrenin etkileşimiyle ortaya çıkan binlerce özdeşleşme girişimi, çocuğun özünün kabukla örtülmesine neden olmaktadır. Kişilikten yola çıkarak bir insanı anlamaya çalışmak merkezden uzaklaşmaya yol açabilir; tıpkı bir milimetrelik bir kayma nedeniyle merminin hedeften 25 cm sapması gibi. İnsanı anlamanın temel platformu mizaçtır. Mizacın kuşatıcı niteliği bireyin, kişisel, sosyal, mesleki ve daha birçok açıdan tanınmasına fırsat sağlar. Bu suretle insanın kendi doğasına uygun bir yol izleme olanağı ortaya çıkar. Çocuk yetiştirme, eğitim, iş dünyası, bilim, sanat ve daha birçok alanda mizaç modelinden yararlanmak mümkündür.

Mizaç yukarıda sayılan alanlar arasında yer alan eğitimin anahtar kavramıdır denilebilir. Çünkü öğrenme, öğretim, rehberlik, ölçme-değerlendirme, müfredat ve benzeri alt alanların tümü mizacın çıkış noktasıyla bağlantılıdır. Bizler, son zamanlarda özellikle mizacın eğitim, danışmanlık ve insan kaynakları alanında çalışmalarında merkeze alınması üzerinde yoğunlaştık. Çünkü bu üç alanın doğru organize edilmesi, hijyen niteliğinde bir atmosfer belirleyicidir.

Psikolojik danışma-rehberlik çalışmalarında mizaç kavramının danışmanlar ve öğretmenler açısından nasıl kullanılacağını “Rehber Benim” adlı kitapta ekip olarak ortaya koymuştuk. Kitabın yanı sıra “Mizaç Temelli Dijital Rehberlik Sistemi” (DTMM-DRS) isimli okul rehberlik yazılımı da hayata geçmiş durumda. Böylece Mizaç Temelli Eğitim Uygulamalarının dijital alt yapısını kurmuş olduk. Böyle bir alt yapı felsefeden teoriye; teoriden uygulamaya süregelen bir zincirin tüm halkalarını kapsama açısından son derece önemli. Çünkü felsefeyle irtibatlı bir teori ve uygulama birlikteliği Türkiye açısından nadir gözlenebilen bir nitelik arzediyor.

Şimdi de anne ve babalar için Ebeveyn Benim adlı kitabı yayımlıyoruz. Bu kitapla anne babaları hem kendilerini tanımaya hem de çocuklarını bireysel farklılıklarıyla tanıyıp “bu tanışıklığın gereğini yapmaya” davet ediyoruz. Çocuklar eğitim hayatına başlamadan önce zihinlerinde oluşturulan özdeşleşmeler, çağrışımlar ve kalıplarla ciddi anlamda şekilleniyorlar. Bu sürecin insan doğasına saygı temelli bir anlayışla yürütülebilmesi için ebeveynlere yönelik çabaları önemsiyoruz. Çocuğun doğal kişiliğinin sağlıklı gelişebilmesi, mizacına uygun bir etkileşim ekosistemine bağlıdır. Ebeveyn Benim kitabı bu konuda başlatıcı bir etkiye sahiptir.

Mizaç Temelli Liyakat Model’in de ise “tanı-eğitimle organize et-danışmanlıkla bütünle” yaklaşımımız ile “özgün, eşsiz, evrensel ve bilimsel” bir insan kaynakları modeli oluşturma heyecanı içindeyiz.

İnsan Kaynakları Yönetimi, Eğitim ve Danışmanlık alanlarında geliştirdiğimiz model ve uygulamalarla insan doğasıyla uyumlu, işlevsel ve bireysel farklılıkları gerçekçi bir biçimde ortaya koyan çalışmalarımız yatayda ve dikeyde sabırla büyüyecektir. Bu konuda ilgili tüm tarafların desteğine ihtiyaç duyuyoruz. Katkılarınız için Derneğimiz her daim açıktır. Yolculuk hepimizin yolculuğu.